Otomotiv Sektörü
Otomotivde Sürdürülebilirlik, Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’de Masaya Yatırıldı
Sanayi Devrimini Yaşamak İçin 250 Yılımız Vardı, Bugünkü Dönüşüm İçin Sadece 20 Yılımız Var!
Otomotiv mühendisliği alanında en yeni teknolojilerin ve gelişmelerin mercek altına alındığı ‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC”, sürdürülebilirlik temasıyla gerçekleştirildi. Bu yıl yedincisi düzenlenen IAEC 2022’ye alanında uzman yerli, yabancı mühendislerle birlikte, dünyanın önde gelen şirketlerinin yöneticileri katıldı. Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’nin açılışını yapan aynı zamanda Konferans Başkanı da olan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, “İklim değişikliğine yönelik öncelikli hedef, küresel ısınmanın endüstrileşme öncesi dönemin 1.5 derece üstüyle sınırlandırılmasıdır. Bu hedefe ulaşabilmek için 2050 yılında net 0 karbon salınımı hedefinin tutturulması yaşamsal öneme sahip. Bu hedefin tutturulmasında da otomotiv sektörüne kritik bir görev düşüyor. Otomobil, kamyon ve hafif ticari araçların egzoz salınımları, tüm mobilitenin karbon salınımının yaklaşık yüzde 75’ini teşkil etmektedir. Bu ise yılda 600 gigaton karbondioksit salınımına karşılık gelir. Diğer bir deyişle dünyanın karbon salınımının yaklaşık yüzde 15’idir. Bu birkaç istatistik bile bize, otomotiv sektörü ve sürdürülebilirliğin nasıl iç içe olduğunu göstermeye yetiyor” açıklamasında bulundu.
Konferansta konuşma yapan SAE International’ın Sürdürülebilir Mobilite Çözümleri Başkanı Frank Menchaca, sürdürülebilirliğin, hareketliliğin geleceği için çok kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Sektörde elektrifikasyon gibi teknolojilerle çok büyük bir değişim yaşandığını ifade eden Frank Menchaca, “Bu, her şeyi değiştiriyor. Tedarik zinciri, mühendislik, iş, şirketlerimizi yönetme ve onlara liderlik etme biçimimizi bile değiştiriyor. Son sanayi devrimini düşünecek olursak; yaklaşık 1700 yılında başlamıştı. Son sanayi devrimini yaşamamız için 250 yılımız vardı. Bu dönüşümü yaşamak için 20 yılımız var! Bu, muazzam bir zorluk ama muazzam da bir fırsat” dedi.
Her yıl alanında uzman yerli ve yabancı isimleri Türkiye’de bir araya getiren ‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC”nin yedincisi İstanbul’da gerçekleştirildi. Bu yılki ana teması sürdürülebilirlik olan ve iki gün süren konferansa, Sabancı Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP), Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından Amerikan Otomotiv Mühendisleri Birliği’nin (Amerikan Society of Automotive Engineers- SAE International) iş birliğiyle ve Tofaş’ın altın sponsorluğu kapsamında düzenlenen organizasyon, Türkiye ve dünyadan alanında uzman çok sayıda ismi ağırladı. Etkinliğin gümüş sponsorları Tisan ve A2MAC1 olurken, Cavo, İnfotron ve Vestel ise bronz sponsorluk yaparak konferansı desteklediler.
Sürdürülebilirlik ana teması ile IAEC’22 !
Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’nin açılışını, aynı zamanda konferans başkanı da olan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy yaptı. Konferansın temasını belirleme aşamasında tüm seçeneklerin kendilerini sürdürülebilirlik konusuna getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, “Seçenekler üzerinde dururken bunların hızla sürdürülebilirlik üzerinde yakınsadığını gördük. Sanıyorum bunun bir nedeni de ülkemizde de dünyada da iklim değişikliğinin, bunun olumsuz etkilerinin artık günlük yaşamımızın bir parçası oluşu” dedi.
Son dönemin en büyük dönüşümü!
İklim değişikliğine yönelik öncelikli hedefin, küresel ısınmanın endüstrileşme öncesi dönemin 1.5 derece üstüyle sınırlandırılması olduğunu vurgulayan Ulusoy, “Bu hedefe ulaşabilmek için 2050 yılında net 0 karbon salınımı hedefini tutturulması yaşamsal öneme sahip. Bu hedefin tutturulmasında da otomotiv sektörüne kritik bir görev düşüyor. Otomobil, kamyon ve hafif ticari araçların egzoz salımları, tüm mobilitenin karbon salımının yaklaşık yüzde 75’ini teşkil etmektedir. Bu ise yılda 6 gigaton karbondioksit salımına karşılık gelir. Diğer bir deyişle dünyanın karbon salımının yaklaşık yüzde 15’idir. Bu birkaç istatistik bile bize otomotiv sektörü ve sürdürülebilirliğin nasıl iç içe olduğunu göstermeye yetiyor. O itibarla, otomotivde sürdürülebilirliği yasa ve regülasyonlar vasıtasıyla uymak zorunda olunan kısıtlar değil bilakis sektörün yaşamını gelişerek sürdürebileceği yeni bir ortamın, bir değişimin unsurları olarak yorumlamaya, etkilemeye çalışmak gerekiyor. Bu değişim sürecine yirminci yüzyıl başındaki kitlesel üretime geçişten bu yana otomotiv sektörünün içinde olduğu en büyük dönüşümdür diyebiliriz. Bu dönüşüm, riskleri olduğu gibi fırsatları da beraberinde getiriyor. Faydalanabilenler için yeni oyun sahaları açılıyor. Kısaca ifade ettiğim bu hususlar, sürdürülebilirliğin, sadece bu konferansın değil, önümüzdeki dönemlerde de ana gündem maddelerinden biri olduğunu gösteriyor. Sadece otomotiv sektörünün dönüşümünde değil, bütün dönüşümlerde insan kaynağı en önemli etken olarak ortaya çıkar” diye konuştu. Öğrencilerin sektöre ilgisini uyandırmak ve onları motive etmek için ikinci gün programına Formula Student adlı bir oturum eklediklerini belirten Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, 4 üniversiteden öğrenci takımlarının, elektrikli otomobil çalışmalarını konferans sonuna kadar sergileme fırsatı yakaladığını kaydetti.
Dönüşüm için sadece 20 yılımız var!
Açılışın ardından bir konuşma yapan SAE International’ın Sürdürülebilir Mobilite Çözümleri Başkanı Frank Menchaca ise, sürdürülebilirliğin, hareketliliğin geleceği için çok kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Sektörde elektriklileşme gibi teknolojilerle çok büyük bir değişim yaşandığını ifade eden Frank Menchaca, “Bu, her şeyi değiştiriyor. Tedarik zinciri, mühendislik, iş, şirketlerimizi yönetme ve onlara liderlik etme biçimimizi bile değiştiriyor. Son sanayi devrimini düşünecek olursak; yaklaşık 1700 yılında başlamıştı. Son sanayi devrimini yaşamamız için 250 yılımız vardı. Bu dönüşümü yaşamak için 20 yılımız var! Bu, muazzam bir zorluk ama muazzam da bir fırsat” dedi.
2030 yılına kadar kömür kullanımı bitmeli!
2020 verilerine göre ABD’de yüzde 27 ile en fazla sera gazı salınımı yapan sektörün taşımacılık olduğunu vurgulayan Frank Menchaca, şunları söyledi: “Dünya genelinde yüzde 25 olması lazım bu oranın. Önümüzdeki güçlük işte bu taşımacılık sektörünü alıp sera gazı salınımımızı azaltmak. Bu, çok büyük bir vazife. Bunu düşünmek için bir dizi aracımız da mevcut. Elektrikli, hidrojen, biyoyakıtlar ve biyokütle gibi. Ve sonrasında gerekli olacak altyapıyı da düşünmemiz lazım. Biz burada düşünme biçimimizi ayrıştırdık. Nasıl yapacağımıza dair. Net sıfıra ulaşmak için farklı yolları anlatacağım. Yüksek elektriklenme var. Yani gerçekten gerçek elektrikli araçlara çok kolay alışıyoruz. Elektriklilerde yenilebilir enerji kullanımı var. Ve bir de statüko var ki bu da kabul edilebilir değil! Birkaç farklı senaryomuz var. Bu araçların ve bu yolların her birini kullanarak net sıfır salımına ulaşılabilir. Bütün buradaki kilit nokta ise; ABD’de çok büyük kilit değişiklikler olması gerekiyor. 2030 yılına kadar kömür kullanımını bırakmış olmamız lazım. Doğalgaz, ABD’nin en büyük ihraç kalemlerinden bir tanesi. 2040 yılına kadar bunu azaltmamız gerekiyor. Yenilebilir enerji payımızı artırmamız gerekiyor. Eğer yüksek oranda elektriklenmeden bahsedeceksek, yüzde 76 daha az petrol ve doğalgaz anlamına geliyor 2020’ye kıyasla. Biraz daha az yüksek elektriklenme olursa; yüzde 64 daha az oluyor. Yenilebilir enerji payını arttırdıkça da azalıyor. Yüzde 56’ya iniyor. Tamamen yenilenebilir enerji ise o zaman çok az miktarda fosil yakıt kalıyor. Bu benim için çok kökten bir değişim. 1750’de başlayan ilk sanayi devrimi kadar kökten bir değişim.”
En büyük sorun şarj altyapısı!
ABD’de 2020’de yaklaşık 5.2 milyon elektrikli aracın olduğunu ifade eden Frank Menchaca, bunun sadece yüzde 2 pay anlamına geldiğini belirtti. 2030 yılına kadar elektrikli araç sayısının 49 milyona ulaşarak payını yüzde 17’ye çıkaracağını vurgulayan Menchaca, “2040’ta 204 milyon adet ve yüzde 64 pay, 2050’de de net sıfıra ulaşmak için 328 milyon adet elektrikli araç. Bu, şu an toplam araç sayısından da fazla bir sayı. Yani çok büyük bir güçlük var karşımızda ve biz SAE olarak bunun beraberinde getirdiği birçok sorunun çözümüne katkıda bulunmaya çalışıyoruz” diye konuştu. ABD’de şarjlar istasyonlarında yüzde 25-30 oranında şarj edememe sorunu olduğunu belirten Frank Menchaca, “Yani şunu bir düşünün biz hepimiz, benzin pompasına gidip benzin almaya alışığız ama o pompanın yüzde 75 oranla çalıştığını hayal edemeyiz! Ama ABD’de şöyle bir gerçeklik var ki, şarj altyapısı yüzde 30 oranında başarısız oluyor. Çok sayıda kategorize edilmeyen hata kodları var. O şirketlerden biri bunu şu şekilde özetledi. Eğer bunu düzeltmezsek, planımız ne kadar iyi olursa olsun hiçbir planımız gerçekleşmez çünkü tüketiciler elektrikli araçları kabullenmez. Yani yüzde 5 kaldıysa aracımızda ve bir şarj istasyonuna geldiğimizde çalışması gerekirken çalışmıyorsa; nasıl güvenebilirsiniz ki” dedi.
Döngüsel ekonomi ele alındı!
IAEC 2022, daha sonra “Döngüsel Ekonomi” başlıklı oturumla devam etti. Toronto Metropolitan Üniversitesi (TMU) Veri Analitiği Master ve Sertifika Programları Direktörü Prof. Dr. Ayşe Başar’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda; Indra Sas CEO’su Loic-Bey Rozet, SSAB Güney Avrupa, FR & TRMEA Satış Direktörü Pedro M. Rodriguez, MHP Management -und IT- Bertaung GmbH Sürdürülebilirlik ve Hareketlilik Dönüşümü Başkanı Dr. Thilo Greshake ve EXITCOM Genel Müdürü Murat Ilgar panelist olarak yer aldı. Ardından, Boğaziçi Üniversitesi-CARF Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Nilgün Kıran Cılız’ın “Çevresel Etki (Karbon Nötr ve Ürün Yaşam Döngüsü)” isimli oturuma geçildi. Bu oturumda, Ford-Werke GmhB Sürdürülebilirlik İleri Regülasyonlar ve Ürün Uygunluğu Direktörü Dr. Wulf Peter Schmidt, AVL Enerji ve Sürdürülebilirlik Kıdemli Ürün Müdürü Martin Rothbart, Bosch Dijital Dönüşüm & Sürdürülebilirlik Lideri Ersin Öztürk ve VALEO Grup Dış İlişkiler ve Sürdürülebilir Kalkınma Müdürü Jean-Baptiste Burtscher da panelist olarak görev aldı. Konferansın birinci günü, “Dijital Dönüşümün Bugünü ve Gelecek Öngörüleri” başlıklı oturumla son buldu. Son oturumun panelistleri ise ODTÜ-Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ve İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Erdil, ODTÜ BİLTİR Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa İlhan Gökler, Fraunhofer IAO Araştırma Departmanı İleri Sistem Mühendisliği Başkanı ve PDM/PLM Danışmanlık Merkezi Başkanı Dipl. –Ing Mehmet Kürümlüoğlu ve MEXT Teknoloji Merkezi Grup Direktörü Efe Erdem oldu.
IAEC 2022’de ikinci gün!
IAEC 2022’nin ikinci günü; aynı zamanda Konferans Başkanı da Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy’un konuşmasıyla başladı. Ardından ana konuşmacı olarak McKinsey Company Şirket Ortağı ve EMEA Bölgesi Otomotiv ve Dijital üretim Lideri Andras Kadocsa, “Sürdürülebilirlik Yolunda Otomotiv Endüstrisi” başlığıyla bir değerlendirme yaptı. Akabinde moderatörlüğünü Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktöre Bora Şekip Güray’ın üstlendiği, “Alternatif Yakıtlı Araçlar ve Alt Yapısı” başlıklı oturup gerçekleştirildi. Bu oturumda, Hydrogen Europe CEO’su Jorgo Chatzimarkakis, Fraunhofer IAO Enstitü Müdürü ve Akıllı Enerji ve Mobilite Çözümleri Araştırma Bölüm Başkanı Dr. –Ing Daniem Stetter, Ford Otosan Elektronik Sistemler ve Yazılım Direktörü Alper Tekeli ve ACEA Mobilite ve Sürdürülebilir Taşımacılık Direktörü Petr Dolejsi panelist olarak yer aldı. Öğleden sonraki ilk etkinlik, Formula Student oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alp Tekin Ergenç’in açılışını yaptığı program YTÜ Yarış Takımı, İTÜ Yarış Takımı, Fırat Yarış Takımı ve Sabancı Motorsport’un yer aldığı eğitimle devam etti. İkinci günün ve konferansın son oturumu ise “Elektrikli Araç Şarj Alt Yapısı” başlığında gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Günay Anlaş’ın yaptığı oturumda, Fev Europe GmbH E-Mobilite Sistemleri Departman Yöneticisi Dr. –Ing Rene Savelsberg, Vestel Kıdemli Ar-Ge Program Müdürü Görkem Özvural, WAT Mobilite Güç Yönetimi Çözümleri İş Birimi Lideri Okan Cicimen panelist olarak katılım sağladı. Konferansın kapanışını ise Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Konferans Başkanı Prof. Dr. Gündüz Ulusoy gerçekleştirdi.
Otomotiv Sektörü
Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu
Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu
Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.
Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.
Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.
UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.
Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.
Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.
Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.
Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.
UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.
Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.
Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.
Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.
IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.
Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.
UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.
Otomotiv Sektörü
Hyundai Orijinal Aksesuarlarıyla Her Yolculukta Daha Fazla Konfor
Hyundai, kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Model bazında farklılaşan geniş ürün yelpazesinde araç üstü çadırdan elektrikli araçlara özel şarj çözümlerine, otomatik bagaj açma sisteminden yan basamaklara kadar pek çok seçenek yer alıyor.
Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar yüzde 40’a varan indirim avantajıyla Hyundai Yetkili Servisleri’nde sunuluyor.
Hyundai, kullanıcıların değişen ihtiyaçlarını ve farklı yaşam tarzlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiği orijinal aksesuarlarla otomobil deneyimini daha konforlu ve işlevsel hale getiriyor. Kalite, güvenlik ve tasarım standartlarını karşılamak üzere kapsamlı testlerden geçirilen Hyundai Orijinal Aksesuarları, araçlarla uyumlu yapıları sayesinde hem günlük kullanıma hem de farklı yolculuklara değer katıyor.

Hyundai, modellerin tasarımına ve kullanım özelliklerine göre farklılaşan 600’den fazla orijinal aksesuar seçeneği sunuyor. Konfor, işlevsellik, seyahat ve elektrikli mobilite gibi farklı ihtiyaçlara yanıt veren bu geniş ürün yelpazesinde öne çıkan aksesuarlardan bazıları şöyle:
- Araç üstü çadır: Kamp, doğa ve seyahat tutkunları için geliştirilen araç üstü çadır; kolay açılıp kapanabilen yapısı, dört mevsim kullanılabilmesi ve dört yetişkine kadar konaklama kapasitesiyle açık hava deneyimini daha konforlu hale getiriyor. Teleskopik merdiveni, yatağı, ayakkabılık gözleri ve güneşlik çubuklarıyla pratik bir kullanım sunarken anahtarla kilitlenebilen yapısıyla güvenli saklama imkânı sağlıyor.
- Şarj kablosu: Elektrikli araçların 22 kW’a kadar hızlı ve verimli şekilde şarj edilmesini destekleyen kablo, kullanım sonrasında yeniden spiral formuna dönen tasarımı sayesinde kolayca toplanıp saklanabiliyor. Suya ve toza dayanıklı yapısıyla uzun ömürlü kullanım sunan ürün, sert kapaklı koruma çantasıyla birlikte geliyor.

- Mobil konnektör: Şarj noktalarının müsait olmadığı durumlarda elektrikli araç kullanıcılarına pratik bir alternatif sunuyor. Kompakt yapısı sayesinde araçta kolayca taşınabilen mobil konnektör, şarj sürecini takip eden ve aşırı ısınmaya karşı koruma sağlayan entegre kontrol sistemiyle güvenli kullanımı destekliyor.
- Otomatik bagaj açma sistemi: Bagajın kolayca açılıp kapatılmasını sağlayarak özellikle ellerin dolu olduğu anlarda günlük kullanımı daha konforlu ve pratik hale getiriyor.
- Yan basamak: Araca iniş ve binişi kolaylaştırırken Hyundai modellerine özel tasarımı ve model logosuyla aracın sportif görünümünü tamamlıyor.

Hyundai Orijinal Aksesuarları, 30 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli yüzde 40’a varan indirim fırsatıyla kullanıcılarla buluşuyor. Kampanyaya ve araçlarla uyumlu aksesuar seçeneklerine ilişkin ayrıntılı bilgi Hyundai Yetkili Servisleri’nden alınabiliyor.
Otomotiv Sektörü
Yeni Chery TIGGO7 Comfort, Fiyat-Performans SUV Segmentini Yeniden Tanımlıyor
Çin’in otomotiv ihracat lideri Chery, yeni TIGGO7 Comfort’u Türkiye’de 1.999.000 TL’den satışa sundu. Türk aileleri için daha erişilebilir bir seçenek olarak geliştirilen yeni TIGGO7 Comfort, aile SUV segmentinde güvenlik, teknoloji ve konforu güçlü bir fiyat-performans dengesiyle buluşturuyor. Akıllı sürüş destek sistemleriyle donatılan TIGGO7 Comfort, güvenlik, konfor ve verimli performansı bir araya getirerek günlük kullanımın tüm ihtiyaçlarına cevap veren bir sürüş deneyimi sunuyor.
Chery, ürün gamını yeni donanım seçenekleriyle genişletmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda TIGGO7 ailesi, yeni bir donanım seviyesiyle daha ulaşılabilir hale geliyor. Resmi olarak satışa sunulan yeni TIGGO7 Comfort versiyonu ile Chery, Türk kullanıcılara yüksek değer sunan aile SUV’ları arasında daha fazla seçenek sunuyor. Modern kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen model; güvenlik, konfor ve verimli performansı bir araya getiriyor. Bu kapsamda Chery TIGGO7 Comfort, Türkiye’de 1.999.000 TL’den satışa sunuluyor.
Tüm aileler için güvenli yolculuk
TIGGO7 Comfort, gelişmiş güvenlik teknolojileri ve günlük yaşamı kolaylaştıran donanımlarıyla ailelerin beklentilerine cevap veriyor. Gelişmiş akıllı güvenlik teknolojileri, günlük kullanımı kolaylaştıran konfor donanımları ve Chery’nin kendini kanıtlamış güç aktarma sistemiyle donatılan model, Türk ailelerine günlük yaşam için tasarlanmış premium ancak aynı zamanda pratik bir SUV deneyimi sunuyor. Aile SUV segmentinde güvenlik, kullanıcıların öncelikli tercih kriterleri arasında yer almayı sürdürüyor.
TIGGO7 Comfort, farklı sürüş senaryolarında sürücüyü destekleyen kapsamlı bir akıllı sürüş destek sistemleri paketiyle donatıldı. Adaptif Hız Sabitleyici (ACC), trafik akışına göre hızı otomatik olarak ayarlayarak özellikle uzun yolculuklarda sürüş konforunu artırıyor. Şerit Değiştirme Asistanı (LCA) ile birlikte otoyol sürüşleri daha konforlu, daha rahat ve daha güven verici hale geliyor. Bunlara ek olarak Kör Nokta Uyarı Sistemi (BSD), Arka Çapraz Trafik Freni (RCTB) ve Kapı Açılma Uyarısı (DOW) gibi akıllı güvenlik teknolojileri; şerit değiştirirken, geri manevra yaparken ve yolcular araçtan inerken oluşabilecek potansiyel risklerin önceden tespit edilmesine yardımcı oluyor. Bu gelişmiş sistemler birlikte çalışarak her aile yolculuğunda kapsamlı bir güvenlik sağlıyor.
1.6 TGDI motor ile performans!
Günlük aile yaşamında konfor da güvenlik kadar önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. TIGGO7 Comfort, her yolculuğu daha keyifli hale getirmek için tasarlanmış birçok pratik özellikle donatıldı. Elektrikli ayarlanabilir sürücü koltuğu, sürücünün ideal oturma pozisyonunu kolayca bulmasını sağlarken, akustik camlar daha sessiz bir kabin ortamı oluşturuyor. PM2.5 hava filtreleme sistemi kabin içi hava kalitesini artırıyor. Geri görüş kamerası park manevralarını daha güvenli hale getirirken, 6 hoparlörlü ses sistemi yolculuklara keyif katıyor.
1.6 TGDI turbo benzinli motor, 7 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman (7DCT) ile birlikte 275 Nm maksimum tork üretiyor. Şehir içi kullanımda akıcı sürüş sunarken, uzun yolculuklarda da güçlü performans ve yüksek sürüş konforu sağlıyor.
Sahiplik deneyimi boyunca daha fazla değer
Bir otomobilin değeri yalnızca teknik özelliklerle sınırlı değildir; sahiplik sürecine de yansır. TIGGO7 Comfort, günlük kullanım odaklı konfor ve güvenlik donanımlarıyla kullanıcı deneyimini destekliyor. Bunun yanı sıra kullanıcılar, satıştan satış sonrasına kadar tüm süreçleri kapsayan CHERY Family Care hizmetleri sayesinde her aşamada güven veren bir sahiplik deneyimi yaşıyor.
“With Chery With Love” (WCWL) müşteri yaklaşımı doğrultusunda Chery; müşteri etkinlikleri, kullanıcı toplulukları ve dijital platformlar aracılığıyla kullanıcılarıyla uzun vadeli bağlar kurarak güvene dayalı güçlü bir kullanıcı ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Chery, dünya genelindeki aileler için daha güvenli, daha akıllı ve daha keyifli mobilite deneyimleri geliştirme vizyonunu sürdürürken, Global Marka Elçisi Robert Lewandowski’nin temsil ettiği “For Family, For Champion” yaklaşımını da ürün ve hizmetlerine yansıtmaya devam ediyor.
Editöre not: Bu fiyat araç bedelini ifade etmekte olup noter devir ücreti, tescil işlemleri, plaka basım ücreti ve satışın tamamlanması için ilgili mevzuat kapsamında ödenmesi gereken diğer resmi masraf ve harçları içermemektedir.
